Medikal Model Nedir? Sosyal Hizmet Perspektifinden Bir Bakış
Hepimiz zaman zaman hayatımızın bir noktasında sağlıkla ilgili bir sorunla karşılaşıyoruz. Bir hastalık, bir engel ya da bir psikolojik zorluk… Ancak bu zorluklarla nasıl başa çıkacağımız ve bu süreçte hangi bakış açısının daha etkili olacağı, oldukça önemli bir konu. Medikal model, bu zorluklara yaklaşımımızı şekillendiren bir bakış açısıdır. Peki, sosyal hizmetler bağlamında medikal model nedir ve nasıl uygulanır? Gelin, biraz bu konuya daha derinlemesine bakalım.
1. Medikal Modelin Temelleri
Medikal model, temelde bir bireyin yaşadığı sağlık sorunlarının, genellikle biyolojik bir temele dayandığını savunur. Yani, kişinin yaşadığı herhangi bir sorun – ister fiziksel bir hastalık, ister zihinsel bir rahatsızlık olsun – genellikle bir hastalık olarak kabul edilir ve bu sorun, bir uzman tarafından tedavi edilmelidir. İlgili uzman ise doktor, terapist veya psikiyatrist gibi profesyonel bir sağlık çalışanıdır. Bu bakış açısında, sorun doğrudan “tedavi” edilmesi gereken bir durum olarak görülür. Çözüm, genellikle ilaçlar, cerrahi müdahaleler veya diğer tıbbi süreçlerle sağlanır.
Örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz hafta bir arkadaşım, birkaç hafta boyunca baş ağrıları çektiğini söyledi. Hemen aklıma medikal model geldi. Arkadaşımın yaşadığı baş ağrısı, muhtemelen bir sağlık sorunu olarak algılanacak ve bu sorun, bir doktor tarafından tedavi edilmesi gereken bir durum olarak ele alınacaktır. Yani, çözüm sağlık sektöründen gelecek, değil mi? Ancak bu bakış açısı, bazen sorunun tamamını görmemizi engelleyebilir.
2. Medikal Modelin Sosyal Hizmetlerle İlişkisi
Sosyal hizmet uzmanları, medikal modelin sosyal hizmet alanındaki yeri ve etkileri hakkında oldukça dikkatli olurlar. Çünkü medikal model, sağlık sorunlarını tek bir boyutta, genellikle biyolojik ya da psikolojik bir rahatsızlık olarak ele alır. Ancak sosyal hizmetin doğasında, bireyin yaşadığı zorlukları çok daha geniş bir çerçevede değerlendirme yaklaşımı bulunur. Bu nedenle, sosyal hizmet uzmanları, sadece tıbbi bir çözüm değil, aynı zamanda çevresel, psikolojik ve toplumsal faktörleri de göz önünde bulundururlar.
Bir örnek vereyim; İstanbul’da bir süre bir sivil toplum kuruluşunda çalıştım ve orada, fiziksel engelli bireylerin yaşadığı zorlukları gözlemledim. Medikal model, bu bireyleri yalnızca fiziksel engelleri üzerinden değerlendiriyor ve odak, genellikle tedavi ya da rehabilitasyon süreçlerine kayıyor. Fakat sosyal hizmet uzmanları, engelli bireylerin yaşadığı sorunları sadece fiziksel engel üzerinden değil, toplumdan gelen engelleri, aile yapısını ve bireyin sosyal çevresindeki diğer faktörleri de dikkate alarak ele alır. Yani, sosyal hizmet, bireyin yalnızca fiziksel sağlığını değil, toplumsal sağlığını da iyileştirmeyi hedefler.
3. Medikal Modelin Sınırlamaları
Medikal modelin en büyük eleştirilerinden biri, bireyi yalnızca hastalık ve tedavi üzerinden değerlendirmesidir. Bu, özellikle zihinsel sağlık sorunları olan bireyler için problemli olabilir. İstanbul’un yoğun iş temposunda, birçok kişi stres, kaygı, depresyon gibi psikolojik sorunlarla mücadele ediyor. Ancak, bu sorunlar genellikle sadece bir “tedavi” gerektiren durumlar olarak ele alınabiliyor. İnsanlar, hastalıklarının sadece biyolojik yönlerine odaklanarak, duygusal ve toplumsal yönlerini göz ardı edebiliyorlar.
Bir arkadaşımın yaşadığı bir deneyim üzerinden bunu anlatmak gerekirse, uzun süreli bir iş stresinin ardından depresyon belirtileri göstermeye başladı. Öncelikle bir psikiyatrist tarafından tedavi edilmek üzere ilaç yazıldı. Ancak, tedavi sürecinde sadece ilaç kullanımı ve terapi seanslarına odaklanıldı. Oysa, sosyal çevresinin desteği, işyerindeki stres faktörlerinin azaltılması ve kişisel bakımına daha fazla zaman ayırması da tedavi sürecinin önemli bir parçası olabilirdi. Medikal model, bazen bu çok boyutlu çözüm yollarını göz ardı edebiliyor.
4. Sosyal Hizmet ve Holistik Yaklaşım
Sosyal hizmetin medikal modelden farklı olarak benimsediği holistik yaklaşım, bireyi sadece fiziksel ya da psikolojik bir hastalık olarak görmek yerine, tüm yaşam koşulları ve çevresel faktörleri göz önünde bulundurur. Bu da daha kapsamlı bir tedavi süreci anlamına gelir. Sosyal hizmet uzmanları, bireyin ailesiyle, çevresiyle, maddi durumu ile, yaşadığı toplumsal zorluklarla ilgili de müdahalelerde bulunurlar. Çünkü bir kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi, yalnızca tedaviyle değil, aynı zamanda yaşam kalitesini iyileştiren sosyal faktörlerle de ilgilidir.
İstanbul’daki yaşamın karmaşası içinde, birçok kişi ruhsal ve fiziksel sağlık sorunlarıyla başa çıkmaya çalışırken, sosyal hizmet uzmanlarının desteği büyük bir fark yaratabilir. Ben de, işyerimde stresli bir döneme girdiğimde, psikolojik destek almanın yanı sıra, arkadaşlarımın ve ailemin desteğiyle de iyileşmeye başladım. Sosyal çevremin sağladığı destek, yalnızca bir tedavi sürecinin parçası olmanın çok ötesindeydi. Bu, sosyal hizmetin gücünü gösteriyor.
5. Gelecekte Medikal Model ve Sosyal Hizmet İlişkisi
Medikal modelin ve sosyal hizmetin geleceği, birbirlerini tamamlayarak şekillenecek gibi görünüyor. Birçok sağlık profesyoneli, medikal modelin sınırlarını fark etmeye başladı ve bireyi tedavi ederken sadece biyolojik değil, çevresel ve toplumsal faktörleri de göz önünde bulunduruyor. Bu değişim, sağlık hizmetlerine daha bütünsel ve kapsayıcı bir yaklaşım getirebilir. Gelecekte, sosyal hizmetin sağlık alanındaki etkisi giderek artacak ve daha çok entegrasyon sağlayacaktır.
Sonuç olarak, medikal modelin sağlık sorunlarına getirdiği tedavi odaklı bakış açısı önemli olsa da, sosyal hizmetin sunduğu daha geniş perspektif, bireylerin iyileşme süreçlerinde büyük bir fark yaratabilir. Bu iki yaklaşımın birleşmesi, daha sağlıklı, daha adil ve daha destekleyici bir toplum yaratmamıza yardımcı olabilir.