Toplum Yapı Ne Demek? Bir Gece, Bir Kadın, Bir Şehir
Kayseri’de bir akşam, geceyi derin derin düşünerek yürürken, kafamda bir sürü soru vardı. Bazen, şehre adım attığımda, her şeyin bana bir anlam ifade etmediğini hissediyorum. Ama o akşam bir şey fark ettim; toplumun beni nasıl şekillendirdiğini, nasıl bir yapı içinde, farkında olmadan bir diğeri olmaya çalıştığımı… Toplum yapı ne demek? Aslında bu soruya tek bir kelimeyle cevap vermek imkansız. O yüzden de, gecenin karanlığında, içimde biriktirdiğim duygularla bu soruyu anlamaya çalışırken kendimi kaybettim.
O Gecenin Başlangıcı: Yalnız Bir Kadın, Yalnız Bir Şehir
O gece Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde yürüyordum. Aslında sokakta kimse yoktu, ama ben yalnız değildim. İnsanlar hala bir şekilde, geçmişin ve bugünün arasında sıkışıp kalmışlardı. Bir kafenin önünden geçerken, pencerenin ardında oturan bir kadına rastladım. Gözlerinde bir tür melankoli vardı, sanki hayatın anlamını arıyordu ama bulamıyordu. “Nedir bu kadınların gözlerinde bu boşluk?” diye düşündüm. Belki de, bizler gibi insanlar, toplumun baskısı altında kendilerini bir şekilde bulamıyorlar. Toplumun bir parçası olmak, ama aynı zamanda o parçanın dışına çıkamamak; bu çatışma, belki de en büyük sıkıntıydı.
O kadın bir şekilde toplum yapısının bir parçasıydı. Ama o kadar da değil, çünkü o gece, bana göre, o kadın aslında bir özgürlük arayışında, o yapıya başkaldırıyordu. Kim bilir, belki de o kadının bakışlarındaki boşluk, yaşadığı dünyanın ona dayattığı o kadar çok kısıtlamanın, o kadar çok beklentinin yansımasıydı. Ya da belki de bu, her bireyin yaşadığı içsel yalnızlıktı, topluma ait olmanın verdiği bir yalnızlık… Toplum yapı demek, işte tam olarak bu: İçinde yer aldığın bir bütün, ama o bütün seni boğuyor.
Toplum Yapısı: Ne Oluyor Bize?
Bir an, hızla geçip giden arabalardan biri dikkatimi çekti. İçinde iki adam vardı, kahkahalar atarak bir şeyler konuşuyorlardı. O kadar huzurluydular ki… Onların dünyası çok farklıydı. Toplumun onlara sağladığı tüm rahatlıkları yaşıyorlardı. Neredeyse hayatın tüm konforunu, bu düzenin sağlamış olduğu şeyleri talep ediyor gibiydiler. Fakat ben, topluma ait olmanın, sürekli olarak “diğerlerinin” beklentilerini karşılamanın getirdiği baskıyı hissedebiliyordum. O an, toplum yapısının insana ne kadar kimlik kazandırmaya çalışsa da, bu kimliğin bir yük olduğunu fark ettim. Toplum, seni şekillendirmeye çalışırken bir yandan da seni boğuyordu. Peki, bu boğulma hissinden kurtulmak mümkün müydü?
Bir Anlık Aydınlanma: Kimlik Arayışı
Gece yarısını geçiyordu. Kafamda onca düşünceyle bir banka oturdum ve gözlerimi kapattım. O kadın, sokaktaki arabalar, insanlar… Hepsi bir şekilde bana bağlıydı. Bir gün herkes toplumun baskısıyla şekillendirilip, başka birinin beklentilerine uymaya çalışıyordu. Ama ne kadar da saçma! Sadece bir gece önce, kendimi bambaşka bir insan gibi hissettim. O kadar farklıydım ki. O kadının bakışları gibi, bana da bir boşluk vardı, ama o boşluk şimdi başka bir anlam taşıyordu. Fırtına gibi bir yalnızlık hissi… O an fark ettim ki, toplumun içinde kimliğimi bulamamış olabilirim, ama kimliğimi kaybetmiyorum. Çünkü toplum yapı dediğimiz şey, herkesin aynı olması gerektiğini dayatan bir şey değil. Aslında, içindeki farklılıkları bulabildiğinde, o yapıdan sıyrılabilirsin. Herkes birer parça, ama önemli olan o parçayı nasıl birleştirdiğindir.
Sonuç: Bir Gece, Bir Kadın ve Toplum Yapı
İçimden, “Toplum yapı ne demek?” diye sordum. Sonra, belki de cevabım tam olarak şu an içinde olduğum o anın ta kendisiydi: Toplum, bir yapıdır. Ama bu yapı içinde herkes farklı olabilir, farklı duygularla, farklı düşüncelerle, farklı kimliklerle. O kadın, belki de sadece kendisini bulmaya çalışıyordu. O arabadaki adamlar, belki de toplumun en rahat tarafını yaşarken farkında değillerdi. Bir tek ben, bu yapının içinde kaybolmuşken, içimi keşfetmeye çalışıyordum. Yani toplum dediğimiz şey, aslında yalnızca bir düzen değil, içindeki farklılıklarla bizi biz yapan bir gerçekliktir. Kendi kimliğimizi bulmak için o yapıyı değil, kendimizi sorgulamamız gerektiğini fark ettim.