İstanbul Sözleşmesini Kim Reddetti? Tarihsel Bir Perspektif
Geçmişe baktığımızda yalnızca eski olayları değil, bugün yaşanan tartışmaların hangi süreçlerden geçtiğini de anlamaya çalışırız. Bir toplumun kararlarını, değişimlerini ve kırılma noktalarını incelemek; bugünü daha geniş bir çerçevede değerlendirmeye yardımcı olur.
İstanbul Sözleşmesi’nin Ortaya Çıkışı ve Tarihsel Arka Plan
İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen belge, tam adıyla “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanmıştır. Sözleşme 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmış ve bu nedenle “İstanbul Sözleşmesi” adıyla anılmıştır.
Türkiye, sözleşmeyi ilk imzalayan ve onaylayan ülkeler arasında yer almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 24 Kasım 2011 tarihinde sözleşmenin onaylanmasını uygun bulmuş, ardından sözleşme 2012 yılında yürürlüğe girmiştir.
Belgelere dayalı olarak incelendiğinde, bu süreçte temel kaynaklar arasında TBMM onay kararı, Avrupa Konseyi belgeleri ve sözleşmenin kendisi bulunmaktadır. Sözleşmenin amacı; kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve devletlerin bu konuda ortak politikalar geliştirmesidir.
2011 Sonrası Tartışmalar ve Toplumsal Dönüşüm
Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonraki yıllarda Türkiye’de kadın hakları, aile politikaları ve toplumsal cinsiyet kavramları üzerine farklı görüşler ortaya çıktı. Bazı kesimler sözleşmenin şiddetle mücadelede uluslararası bir çerçeve sunduğunu savunurken, bazı kesimler ise sözleşmedeki bazı kavramların aile yapısı ve toplumsal değerlerle ilişkisi konusunda eleştiriler dile getirdi.
Bu tartışmalar, yalnızca hukuki bir metin etrafında değil, aynı zamanda toplumun değişen değerleri ve kimlik algıları üzerinden de şekillendi.
Bağlamsal analiz yapıldığında, İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının yalnızca tek bir döneme ait olmadığı görülür. Tarih boyunca hukuk metinleri, toplumsal değişimlerle birlikte farklı yorumlara konu olmuştur.
İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararı
Türkiye, 20 Mart 2021 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını açıkladı. Karar, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümlerine dayanılarak alındı ve 1 Temmuz 2021 tarihinde Türkiye açısından sözleşmenin sona ermesiyle sonuçlandı.
Bu nedenle “İstanbul Sözleşmesi’ni kim reddetti?” sorusunun tarihsel ve hukuki cevabı; Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararının Cumhurbaşkanı Kararı ile alınmış olmasıdır. Karar, devletin yürütme organı tarafından gerçekleştirilen bir işlem olarak kayıtlara geçti.
Tarihçiler Açısından Bir Kırılma Noktası
Tarihçiler, siyasal kararları değerlendirirken yalnızca sonucu değil, kararın alındığı dönemin koşullarını da inceler. Örneğin tarihçi Eric Hobsbawm, geçmişin anlaşılması için olayların kendi dönemi içindeki şartlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan çalışmalarıyla bilinir.
Bu yaklaşım, İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında da önemlidir. Çünkü kararın arka planında hukuki süreçlerin yanı sıra toplumsal tartışmalar, siyasi değerlendirmeler ve farklı kesimlerin talepleri bulunmuştur.
Belgelere dayalı bakıldığında, çekilme kararının gerekçeleri kamuoyuna açıklanmış; karar destekleyenler ve eleştirenler tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Birincil Kaynakların Gösterdiği Tarihsel Çerçeve
Tarihsel incelemelerde birincil kaynaklar büyük önem taşır. İstanbul Sözleşmesi metni, Avrupa Konseyi kayıtları, TBMM kararları ve Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı bu sürecin temel belgeleridir.
Sözleşmenin başlangıç bölümünde taraf devletlerin “kadınlara yönelik her türlü şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak” amacı taşıdığı belirtilmektedir. Bu ifade, sözleşmenin temel yaklaşımını anlamak açısından önemli bir kaynaktır.
Diğer taraftan çekilme kararına ilişkin açıklamalar da dönemin resmi belgeleri içinde değerlendirilir. Böylece tarihsel araştırma, yalnızca tek bir görüş üzerinden değil, farklı kaynakların karşılaştırılmasıyla yapılır.
Albolat olarak İstanbul sözleşmesini kim reddetti ile ilgili faydalı bir derleme sunmaya çalıştık.
Geçmişten Günümüze Uzanan Tartışmalar
İstanbul Sözleşmesi tartışması, Türkiye’de hukuk ile toplumsal değerler arasındaki ilişkinin nasıl ele alındığını gösteren önemli örneklerden biridir. Geçmişte birçok hukuk düzenlemesi de benzer şekilde farklı toplumsal kesimler tarafından farklı yorumlanmıştır.
Bugün geriye dönüp bakıldığında şu sorular üzerinde düşünmek mümkündür: Bir uluslararası sözleşmenin toplumdaki karşılığı nasıl oluşur? Hukuki metinler değişen toplumsal koşullara göre nasıl değerlendirilmelidir? Devlet kararları tarihsel süreç içinde nasıl yorumlanır?
Tarihsel Hafızanın Önemi
Tarih, yalnızca geçmişte yaşanan olayların sıralanması değildir. Aynı zamanda toplumların kararlarını, çatışmalarını ve dönüşümlerini anlamaya yarayan bir hafızadır.
İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması, uygulanması ve Türkiye’nin çekilme kararı; gelecekte araştırmacılar tarafından farklı belgeler ve yaklaşımlar üzerinden incelenmeye devam edecektir.
Belgelere dayalı tarihsel değerlendirme ve bağlamsal analiz, bu tür toplumsal tartışmaları daha sağlıklı anlamanın yollarından biridir. Çünkü geçmişi anlamak, yalnızca ne olduğunu bilmek değil; nedenlerini, etkilerini ve toplum üzerindeki izlerini değerlendirebilmektir.