İçeriğe geç

Kırtasiye ismi nereden gelir ?

Kırtasiye İsmi Nereden Gelir? Kalemlerin, Defterlerin ve Biraz da Çocukluk Anılarının Hikâyesi

İzmir’de bir kırtasiyeye girince garip bir huzur kaplar insanı. Belki de bunun sebebi raflarda duran rengârenk kalemlerdir, belki yeni açılmış defterlerin o “hayatını düzene sokabilirsin” kokusudur. Gerçi kaç defa yeni defter alıp ilk sayfaya büyük hedefler yazdıktan sonra üçüncü sayfada alışveriş listesinin altına telefon şifremi unutmamak için not aldığımı saymayı bıraktım.

Benim için kırtasiye biraz böyle bir yer. Hem ciddi hem komik. İçeri girerken “Sadece bir kalem alacağım” dersin, çıkarken elinde fosforlu kalem seti, üç tane defter, yapışkanlı not kâğıtları ve neden aldığını açıklayamadığın minik bir zımba olur.

Kasiyer bakar:

— Başka bir şey var mı?

İç sesim cevap verir:

“Var. Mantığım içeride kaldı ama onu poşete koymadınız galiba.”

İşte bu kadar hayatımızın içinde olan kırtasiye kelimesinin de kendine ait ilginç bir hikâyesi var. Peki, Kırtasiye ismi nereden gelir? Gelin bu kelimenin geçmişine biraz bakalım. Ama bunu kuru bir sözlük açıklaması gibi değil; bir kalemin ucundan çıkan mürekkep gibi biraz da hayatın içine karıştırarak anlatalım.

Kırtasiye Kelimesinin Kökeni: Kalemden Kâğıda Uzanan Bir Yolculuk

Sevgili Albolat takipçileri, bugünkü yazımızda “Kırtasiye ismi nereden gelir” konusuna odaklanıyoruz.

“Kırtasiye” kelimesi, Arapça kökenli bir kelime olan “kırtâs” sözcüğünden gelir. Kırtâs, kâğıt anlamına gelir. Zaman içinde bu kelime Türkçede değişerek kırtasiye hâlini almış ve kâğıt, yazı malzemeleri, okul araçları ve ofis gereçleri satan yerleri ifade etmeye başlamıştır.

Aslında kelimenin temelinde çok basit bir şey vardır: Yazmak.

İnsanlık tarihinin en büyük alışkanlıklarından biri olan düşüncelerini bir yere aktarma isteği. Mağara duvarlarından papirüslere, eski el yazmalarından bugünkü ajandalara kadar hep aynı ihtiyaç devam etti.

Düşünceler uçuyor, insanlar unutuyor ama kalemle yazılan şeyler biraz daha uzun yaşıyor.

Gerçi benim telefon notlarım da aynı şeyi iddia ediyor ama çoğu zaman üç yıl önce yazdığım “mutlaka yapılacaklar” listesini açınca yapılmayan tek şeyin gerçekten yapılacaklar listesi olduğunu görüyorum.

Kırtasiye Sadece Malzeme Satan Yer Değildir

Çocukken kırtasiye denince aklımıza okul alışverişi gelirdi. Yeni defterler, kalem kutuları, silgiler… Yaz tatilinin sonlarına doğru kırtasiye ziyaretleri küçük çaplı bir heyecan olurdu.

İzmir’de sıcak bir ağustos günü düşünün. Denizden dönmüşsünüz, terlik ayağınızda, anneniz elinizden tutmuş:

— Hadi, okul eksiklerini tamamlayalım.

diyor.

Çocuk aklıyla düşünürsünüz:

“Bu alışveriş hayatımın en önemli anı olabilir.”

Sonra kırtasiyeye girersiniz ve renkli kapaklı bir defter görürsünüz.

Üzerinde uzay resmi vardır.

“Bu defterle kesin çok başarılı olacağım.”

Çünkü çocuk zihni böyle çalışır. Yeni defter = yeni hayat.

Büyüyünce de pek değişmiyor aslında.

Yeni ajanda alıyoruz.

İlk sayfa:

“Bu yıl çok düzenli olacağım.”

Beşinci sayfa:

“Market: süt, ekmek, kahve.”

Yirminci sayfa:

“Arkadaşımın doğum günü ne zamandı?”

Sonra ajanda sessizce çekmeceye taşınıyor.

Kırtasiye İsmi Nereden Gelir? Kelimenin Arkasındaki Kültür

Kırtasiye ismi nereden gelir? sorusunun cevabı sadece bir kelime kökeninden ibaret değildir. Bu kelime aynı zamanda eğitim kültürünün, yazma alışkanlığının ve günlük hayatın küçük detaylarının da bir parçasıdır.

Eskiden kırtasiyeler mahallelerin önemli noktalarından biriydi. Bakkal, kasap, manav ne kadar tanıdıksa kırtasiyeci de o kadar tanıdıktı.

Mahalledeki kırtasiyeci çoğu öğrencinin sınav tarihini bile bilirdi.

— Sen yine matematik defteri almaya geldin ama geçen hafta da almıştın.

derdi.

Çocuk şaşırır:

— Siz nereden biliyorsunuz?

Kırtasiyeci hafif gülümser:

— Çünkü sen defterleri kullanmıyorsun, koleksiyon yapıyorsun.

Haklıdır.

Çünkü bazı öğrencilerin çantasında kullanılmamış defter sayısı, apartmandaki daire sayısını geçebilir.

Bir Kırtasiyeye Girmenin Psikolojisi

Bence kırtasiyelerin gizli bir etkisi var. İnsan oraya girince kendini biraz daha üretken hissediyor.

Bir kalem alıyorsun.

Bir anda:

“Belki roman yazarım.”

Bir çizim defteri görüyorsun.

“Belki gizli yeteneğim vardır.”

Renkli not kağıtları görüyorsun.

“Hayatımı organize edebilirim.”

Sonra eve geliyorsun.

Kalemi masaya koyuyorsun.

Defteri açıyorsun.

Beş dakika düşünüyorsun.

Sonra bilgisayarı açıp video izliyorsun.

İç ses:

“Büyük planlar yarına kaldı.”

Ben de zaman zaman böyleyim. Dışarıdan bakınca sürekli şaka yapan, arkadaş ortamında herkesi güldüren biri gibi görünürüm. Ama eve gelince aldığım yeni defterin ilk sayfasına ne yazacağımı yarım saat düşünebilirim.

Çünkü ilk sayfa önemlidir.

Orası boş kalırsa sanki bütün defter küser gibi gelir.

Kırtasiyelerde Yaşanan Komik Anlar

Benzer Bir Yazı: Kılıç'ı kim oynuyor ?

Kırtasiyeler küçük ama hikâyesi bol yerlerdir.

Örneğin kalem seçme meselesi…

Bir insan neden 40 dakika kalem seçer?

Bilmiyorum.

Ama yapıyoruz.

Kırtasiyeye girersin:

— Siyah bir tükenmez kalem alacağım.

On dakika sonra:

“0.5 uç mu daha iyi, 0.7 mi?”

Yarım saat sonra:

“Bu kalem karakterimi yansıtıyor mu?”

Sanki kalem değil, hayat arkadaşı seçiyoruz.

Bir de silgi konusu vardır.

Çocukken silgi sadece silgidir.

Büyüyünce:

“Bu silgi iz bırakıyor mu?”

“Kağıdı yıpratır mı?”

“Profesyonel kullanım için uygun mu?”

Kardeşim, yanlış yazdığın kelimeyi sileceksin. Nobel ödülü başvurusu hazırlamıyorsun.

Kırtasiye Kültürünün Günümüzdeki Yeri

Teknoloji hayatımıza girse de kırtasiyelerin yeri hâlâ farklıdır. Evet, artık telefonlarda not alıyoruz. Bilgisayarlarda yazıyoruz. Dijital ajandalar kullanıyoruz.

Ama yeni bir defterin verdiği hissi hiçbir ekran tamamen veremiyor.

Çünkü yazmak sadece bilgi kaydetmek değildir.

Bazen düşüncelerimizi düzenlemektir.

Bazen kafamızdaki karmaşayı birkaç satıra indirmektir.

Bazen de toplantıda ciddi görünmek için önümüzde açık duran ama içine hiçbir şey yazmadığımız defterdir.

Hepimizin vardır böyle anları.

Toplantıda herkes not alır.

Biz kalemi elimizde tutup boş sayfaya bakarız.

İç ses:

“Şu anda çok profesyonel görünüyorum.”

Gerçek:

“Sayfaya sadece tarih yazdın.”

Kelimeler de Defterler Gibidir

Bir kelimenin geçmişine bakmak aslında bir toplumun geçmişine bakmaktır. Kırtasiye kelimesi de bize yazının önemini hatırlatır.

Bir zamanlar kâğıt çok değerliydi. Yazılan her şey özenle hazırlanırdı. Bugün ise bazen yüzlerce mesaj gönderip hiçbir şey söylemediğimiz zamanlar oluyor.

Belki de bu yüzden insanlar hâlâ güzel bir deftere, kaliteli bir kaleme ve eski usul yazmaya değer veriyor.

Çünkü bazı şeyler sadece kullanışlı olduğu için değil, hissettirdiği için değerlidir.

Kırtasiye de tam olarak böyle bir yer.

İçinde biraz okul heyecanı vardır.

Biraz çocukluk vardır.

Biraz düzen kurma hayali vardır.

Biraz da “bu deftere kesin çok önemli şeyler yazacağım” deyip sonunda şifrelerimizi ve alışveriş listesini yazma gerçeği vardır.

Sonuç: Bir Kelimeden Daha Fazlası

Kırtasiye ismi nereden gelir? sorusunun cevabı bize Arapça “kırtâs” yani kâğıt kelimesinden geldiğini gösterir. Ancak bu kelimenin hayatımızdaki anlamı bundan çok daha geniştir.

Kırtasiye; çocukluğun heyecanı, öğrenciliğin telaşı, yetişkinliğin düzen kurma çabasıdır.

Bir kalemin ucunda bazen bir fikir, bir defterin sayfasında bazen bir hayal saklıdır.

Belki de bu yüzden kırtasiyeye girdiğimizde sadece alışveriş yapmayız.

Biraz geçmişimize uğrarız.

Biraz geleceğimizi planlarız.

Biraz da kendimizi kandırırız:

“Bu sefer aldığım defteri gerçekten kullanacağım.”

Sonra eve geliriz.

Defteri masaya koyarız.

Ve ilk sayfayı açmadan önce birkaç dakika düşünürüz.

Çünkü bazı başlangıçlar, küçük bir kâğıt parçası kadar basit görünse de insanın içinde büyük bir hikâye taşır.

Değerli Albolat okurları, “Kırtasiye ismi nereden gelir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://portakalforum.com https://dzenlifespa.com.tr https://dortmevsimtente.com.tr Sitemap
ilbet giriş yap